Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan H.Y., miğferin üzerinde Osman Gazi’ye ait bir tuğranın ve Kayı boyuna ait damganın bulunduğunu belirtti. Eserin, Osmanlı’nın kuruluş dönemi ve Osman Gazi’nin statüsü hakkındaki tartışmalara ışık tutacağını ifade eden H.Y., miğferin üzerindeki gümüş kakma Arapça kitabede Osman Gazi’nin kendisini “Sultânü’l-a‘zam” ve “Hânü’l-mu‘azzam” unvanlarıyla tanımladığını vurguladı.
H.Y., eserin arka kısmında yer alan madalyonda ise “Nâsırü’d-dîn ‘Osmân Sultân” ifadesinin bulunduğunu belirterek, bu verilerin Osman Gazi’nin bağımsız bir sultan olduğu gerçeğini destekleyen somut bir kanıt niteliğinde olduğunu savundu.
“Eserler Türkiye'ye iade edilmeli”
Miğferin geçmişi hakkında da bilgi veren H.Y., eserin uzun yıllar boyunca farklı koleksiyonerlerin el değiştirdiğini, son olarak George Cameron Stone’un koleksiyonuna girdiğini ve 1935 yılında müze envanterine dahil edildiğini belirtti.
Daha önce Katar’da bir sikke ve Paris’te bir şecere tespit ettiğini hatırlatan H.Y., bu önemli tarihi mirasın Türkiye’ye getirilmesi gerektiği çağrısında bulundu. H.Y., iadesi istenen bu eserlerin Topkapı Sarayı, Askerî Müze veya Osmanlı’nın ilk başkenti olan Bursa’da kurulacak özel bir müzede sergilenmesinin tarihi açıdan büyük bir anlam taşıyacağını ifade etti.

#OsmanGazi #Bursa #Tarih #SonDakika #Osmanlı #NewYork




