Cumhurbaşkanı Erdoğan: Meclis'te yeni bir komisyon oluşturuyoruz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Kadın Kolları 6. Olağan Kongresi'nde yaptığı konuşmada, "Meclis'te yeni bir komisyon oluşturuyoruz. Kadınların şiddete maruz bırakılmasına müsaade edemeyiz" açıklamasını yaptı.

08 Mart 2021 Pazartesi 21:05
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Meclis'te yeni bir komisyon oluşturuyoruz

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Ankara Spor Salonu'nda düzenlenen Kadın Kolları 6. Olağan Kongresi'nde konuştu.

Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar: 

İçinde bulunduğumuz mübarek 3 aylarımızı ve çarşamba günü idrak edeceğimiz Miraç Gecenizi tebrik ediyorum. Kongremiz, ülkemiz, milletimiz, hanım kardeşlerimiz için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.

İki dönemdir Kadın Kolları Başkanlığını yürüten Lütfiye Selva Çam'a şahsım, eşim ve milletim adına teşekkür ediyorum. Kendisiyle bundan sonra milletvekilimiz olarak ve üstleneceği yeni sorumluluklarla yakından çalışmayı sürdüreceğiz. Kadın Kolları Başkanlığına aday gösterdiğimiz AK Parti Düzce Milletvekili Ayşe Keşir kardeşimize de şimdiden başarılar diliyorum. Şu an yanımızda, yandaşımız olmayanları söylemiyorum ama bu görevleri yürüten Fatma Şahin, Güldal Akşit ve Azize Sibel Gönül kardeşime ve bugün halef-selef olan Lütfiye Selva Çam kardeşime ayrıca teşekkür ediyorum. Yeni dönemde Ayşe Keşir kardeşimizle kadın kollarımızın faaliyetlerini daha ileri noktaya taşıyacağız. 

"Siyasete kadın nezaketini katan tüm kadınlarımıza teşekkür ediyorum"

Kurulduğu günden beri partimizin çatısı altında ülkemize ve milletimize hizmet etmek için çalışan tüm kadınlarımıza şükranlarımızı sunuyorum. Kadın kollarımızda, partimize emek vermiş olup da bugün artık aramızda olmayan tüm kardeşlerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Siyasete kadın nezaketini, inceliğini, üretkenliğini katan, Türkiye'nin büyümesi, güçlenmesi yolunda verdiğimiz mücadeleyi omuzlayan tüm kadınlarımıza aynı şekilde teşekkür ediyorum. Coşkunuza teşekkür ediyorum. İnşallah bu coşku 2023'ün müjdesidir. Her zaman söylüyorum. Kale içeriden fethedilir. Bu kaleyi içeriden fethedecek olanları şu anda karşımda görüyorum. AK Parti'nin başarısı için fedakarca çalışan hanım kardeşlerimize şükran duygularımızı anlatabilecek kelime bulamıyorum.

Kadın kollarımız geçtiğimiz 19 yıldaki birikimiyle sadece seçimlerde kapı kapı dolaşan bir teşkilat olmaktan çıkmış, yılın her günü, yürüttüğü faaliyetleriyle adeta kadın siyasetçi yetiştiren bir okul haline gelmiştir. Nitekim bugün Meclis'te kadın milletvekillerimizin büyük bölümü, belediye meclislerindeki kadın üyelerimizin yüzde 85'i, kadın belediye başkanlarımızın yüzde 80'i işte şu karşımda gördüğünüz okulda yetişmiştir. Bazı mücadeleler vardır ki karşılığını sadece Rabbimizden umarız. Bugünkü temsilcisi AK Parti olan medeniyet davamız yolundaki yürüyüşümüz de işte böyle bir mücadeledir. Sokak sokak, ev ev gezerek davamızı anlatan, yeri geldiğinde seçim sandığına sahip çıkan, yeri geldiğinde tankların önüne geçip darbecilerin karşısına dikilen kadınlarımızın hakkını asla ödeyemeyiz. Biz de şükranlarımızı, attığımız her adımda, yaptığımız her yatırımda, geliştirdikleri her projede kadınlarımıza hak ettikleri yeri vererek göstermeye çalışıyoruz. Bugün Türkiye'de siyasetten ekonomiye, iş dünyasından sivil toplum faaliyetlerine kadar her alanda kadının adı ve imzası varsa AK Parti'nin ve sizlerin gayretleri sayesindedir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Meclis'te yeni bir komisyon oluşturuyoruz

"Sadece kadın kollarımızın üye sayısı 5,5 milyon"

Hayata geçirdiğimiz reformlarla kızlarımızın önünü sinsice kesenlere hep birlikte cevap verdik. Yeri geldi buradaki birçok hanım kardeşimizin üniversitelere girmek isterken önleri kesilmedi mi? Şu anda içimizde üniversite kapılarından geri çevrilen birçok hanım kardeşimiz var. O kapılardan geri çevrilenler söke söke söke o üniversiteleri bitirdiler. İkna odalarından geri çevrilenler var. Bu ikna odalarından geri çevirenler, daha sonra ana muhalefet partisinin de üst düzey yöneticisi olmadılar mı? İnkar ettiler, 'Hayır' dediler. Çünkü bunlar akşam yalan, sabah yalan. Dürüst değiller, dürüst olmadıkları için de millet bunlara hiçbir zaman iktidar vermedi, vermiyor. Yıllarca kamuoyu önünde kadının sadece adını kullanan buna karşılık geri planda hep ezen, horlayan, istismar eden hatta tacizde bulunan anlayışı, işte bu mücadeleyle hem deşifre ettik, hem gerilettik. Mecliste sadece AK Parti Grubu'nda 54 kadın milletvekilimiz varsa bu mücadele sayesindedir. Nereden nereye?

Tarımdan sanayiye kadar her alanda hakları tam olarak verilmeden kayıt dışı çalıştırılan kadınların sayısının yarı yarıya azalmasını da biz bu şekilde sağladık. Bir kez daha altını çizerek tekrarlamak istiyorum; geçtiğimiz 19 yıla yakın zamanda ülkemizde milletimiz adına, özellikle de kadınlar adına elde edilen her kazanımın altında sizlerin emeği ve mührü var.

Türkiye'nin en çok üyeye, en çalışkan kadrolarına sahip kadın kolları teşkilatına sahip bulunmakla gurur duyuyorum. Toplam üyemiz 11,5 milyon. Hiçbir partinin böyle bir üyesi yok. Sadece kadın kollarımızın üye sayısı 5,5 milyon. İnşallah ülkemizi 2023 hedeflerine birlikte ulaştıracak, 2053 vizyonunu evlatlarımıza birlikte miras bırakacağız.

Meclis'te kadına şiddete karşı yeni komisyon oluşturulacak

Kadın kollarımızı kurarken niyetimiz ülkemizdeki tüm kadınlarımıza ulaşmaktı. Nasıl ki gençlik kollarını kurmamızın gayesi genç yaşlı ayrımı yapmak değilse kadın kollarımızı da böyle kısır bir düşünce üzerine inşa etmedik. Çünkü bizim inancımıza göre kadınla erkek aynı özden yaratılmıştır. Hayatın diğer alanlarında olduğu gibi siyasette de kadını dışlayan sadece insanlığın yarısına değil aynı zamanda fıtrata da sırtını dönmüş olur. Ne diyor Neşet Ertaş, "Kadınlar insandır, biz erkekler ise insanoğlu".

Tarih boyunca kadının şeytanlaştıran, hayvandan bile aşağı gören, istenildiği şekilde alınıp satılan bir mal olarak kabul eden anlayışların buradaki hikmeti kavramalarını elbette beklemiyoruz. Günümüzde tüm dünyaya kadın hakları adı altında kadınla birlikte tüm insanlığı metalaştıran bir zihniyeti dayatanların yüzlerindeki maskeyi düşürmenin yolu işte bu hikmeti yüceltmekten geçiyor. Hepimizi üzüntüye boğan kimi acı hadiseleri inancımıza ve kültürümüze saldırma fırsatına dönüştürenlerin derdi asla kadınları korumak, onlara hakkını teslim etmek değildir. Kadın hakları konusunda güya en ileri sayılan ülkelerdeki kadın cinayetlerinin ülkemizdekilerin katbekat fazlası olduğu gerçeğini görmezden gelerek Türkiye'yi hedef alanların derdi milletimizin bizatihi kendisidir.

(Kadına şiddet) Ama bu durum, ülkemizde tek bir kadının dahi alçakça katledilmesine, caddelerin ortasında dövülmesine, işte son Samsun'da yaşanan hadise, asla onlara haklılık payı çıkartmaz. Onun için de şimdi Mecliste yeni bir komisyon oluşturuyoruz. Yeni, tekrar. Bugün Grup Başkanımızla da konuştum ve süratle tekrar yeniden böyle bir komisyonu oluşturacağız. Niye? Çünkü biz bunları ne ana muhalefete ne diğerlerine bırakamayız. Elimizden geleni sonuna kadar yapacağız. Şiddete maruz bırakılmasına müsaade edemeyiz. Dün akşam Adalet Bakanımla tekrar konuştum, sonuna kadar bu işi kovalayacaklarını ve zaten ardından da malum kişi biliyorsunuz, tutuklandı.

"Kadına sırf cinsiyetinden dolayı eziyet etmenin hiçbir izahı olamaz"

Medeniyet tarihimiz, kadını geri plana atan değil, tam tersine kollayan bir hakikatin ifadesidir. Aksi yöndeki her türlü iddia da misal de iftira da kötü niyet ürünüdür. Bizim inancımızda ve kültürümüzde kadın, kocasının veya babasının malı değil, onlarla aynı haklara sahip insandır. Hele hele kadına sırf cinsiyetinden dolayı eziyet etmenin, kötü davranmanın, haksızlığa maruz bırakmanın hiçbir izahı olamaz.

Bu tehdide karşı mücadelemize, kadını metalaştıran zihniyeti, toplum bünyemizden söküp atarak başlamamız gerekiyor. Kadını anne olmaktan, kardeş olmaktan, eş olmaktan, evlat olmaktan, velhasıl insan olmaktan çıkartıp köksüz ve ruhsuz bir birey sıfatıyla karşımıza dikmeye kalkanların oyununa AK Parti olarak biz asla gelmeyeceğiz. Aynı şekilde kişilik bozukluklarının ürünü olan saldırganlıkları, hatta cinayetleri; töre ve benzeri bahanelerle inancımıza, kültürümüze yıkmaya çalışanlara da fırsat vermeyeceğiz. Aradığımız hak, adalet, vicdan, ahlak, eşitlik ikliminin başka yerlerde değil, kendi medeniyetimizde, kendi içimizde olduğunu unutmadan, tüm insanlığa örnek olacak bir duruşla kötülere meydan okuyacağız.

Fotoğraf: AA

[Fotoğraf: AA]

"Ailenin çözüldüğü yerde toplumu ayakta tutmak da mümkün olmaz"

Anayasamızdan kanunlarımıza, kurumsal kapasiteden uygulamaya kadar her alanda tarihi dönüşümler gerçekleştirdik Ama akıl ve vicdan sahibi herkes, ülkemizde kadınların her alandaki statülerinin geçmişte hiç olmadığı kadar iyi bir yerde bulunduğunu inkar edemez. Adına aile dediğimiz mukaddes ocak, nesli muhafaza eden, inancı yaşatan, kültürü aktaran vasıflarıyla ortak geleceğimizin teminatıdır. Ailenin çözüldüğü yerde toplumu ayakta tutmak da mümkün olmaz. Toplum ayakta duramazsa geride ne devlet, ne millet, ne medeniyet kalır. Tarih, kendi medeniyet gayelerinin dışarısına çıktıkları için inançları ve kültürleri başta olmak üzere tüm benliklerini kaybeden toplumların hikayeleriyle doludur. Milletimizi de bu ibretlik hikayeler zincirine dahil etme hesapları yapanları hüsrana uğratmak, boynumuzun borcudur. Yaşadığımız her afet, her kriz, her fevkalade hadise bize güçlü aile yapısının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösteriyor.

Şayet iyi ve kötü günümüzde her zaman yanımızda olacağını bildiğimiz bir ailemiz varsa hayata daha güvenle bakabiliriz. Yaklaşık bir yıldır dünyayla birlikte ülkemizi de etkileyen salgın döneminde bu gerçeği bir kez daha hep birlikte yaşadık. Yeni dönemdeki önceliklerimizden biri de aile müessesesini güçlendirmek olacaktır. Allah, ailenin temeli olan kadının ve erkeğin birlikteliğini, sevgi ve merhamet üzerine kurmuştur. Evlilik yoluyla kurulan aile müessesinde yer alan eşler, çocuklar ve büyükler birbirlerinin hem zenginliği hem emanetidir.

Bu yolda esas olan birbirini tüketmek, harcamak, israf etmek, yormak, üzmek, kırmak değil, yaratanın emrine uygun şekilde sevgi ve merhamet üzerine beraberce yol yürümektir. Sevginin ve merhametin olmadığı yerde, ancak bencilliğe, hataları hep karşıdakine yüklemeye, sürekli suçlamaya, hoyratça davranmaya meyilli nesiller yetişir.

"Kadın çocuğun ilk vatanıdır"

Aile içi iletişim ne kadar güçlü olursa özlediğimiz nesilleri yetiştirme imkanımız o derece artacaktır. Devlet bu konuda üzerine düşenleri mutlaka yerine getirecektir. Getirmeye de gayret ediyor. Ama asıl görev bizlere bilhassa da siz kadınlara düşüyor. Çünkü kadın en başta annedir ve çocuğun ilk vatanıdır. Her birimiz kendi ailemizde ağzımızdan çıkan her sözle başlayıp oturuşumuza, kalkışımıza, ibadetimize kadar tüm davranışlarımızda evlatlarımıza örnek olacağız ki özlediğimiz nesilleri yetiştirelim.

Şimdi bir de bu çıktı, 'Sokaklara dökülün' diyorlar çocuklara... Bu ne anlayıştır? Böyle ahlaksızlık, olur mu? Çocukları ailelerine karşı kışkırtan bu zihniyet, aileyle birlikte yaşadığı ülkeye, millete, toptan düşmanlığı ifade eden bir ruh hastalığının işaretidir. Türkiye, kadına şiddet sorununu öyle ya da böyle çözer. Ülkemiz için asıl tehdit, işte bu hastalıklı zihniyetin kök salması, karşılık bulmasıdır.

Aynı şekilde eğitim sistemimizin, özellikle okul öncesi ve ilkokul safhalarını, aileyle sıkı iş birliği halinde çocuklarımızın kimliğini, kişiliğini geliştireceği, oturtacağı bir anlayışla yeniden ele almamız gerekiyor.

CHP'ye eleştiri: HDP'nin yanında mısınız, karşısında mısınız?

Evlatlarınız terör örgütü tarafından sizden çalınmışsa bu acının tarifi hiç mümkün değildir. Diyarbakır anneleri, işte bu acıyla çocuklarını kendilerinden çalanların kapılarına dayanıp, aileleriyle birlikte 'Verin evlatlarımızı' diye eyleme başlayan kadınlarımızdır.

O da PKK'nın çocuk yaşta ellerinden aldığı, ailelerinden kopardığı, baskıyla, tehditle, ölüme gönderdiği, her türlü kötü muameleyi layık gördüğü evlatlarına kavuşmaktır. Böyle ulvi bir amaca sahip Diyarbakır anneleri birilerinin aklına tam 550 gün sonra ancak düşmüş. Diyarbakır anneleri de bunca zamandır kendilerini görmezden gelen, yok sayan, mücadelelerine destek olmayan zihniyetin temsilcilerine gereken cevabı vermiştir. Siyasetin her alanındaki riyakarlığın izahı olabilir, hayatı boyunca kendisine karşı mücadele ettiğiniz, attığı her adımda karşısına çıktığınız bir liderin vefat yıl dönümü törenine katılabilirsiniz, asla inanmadığınız hatta ontolojik olarak karşı çıktığınız pek çok davranışı ve sözü sırf günübirlik siyasi çıkarlarınız için rahatça sergileyebilirsiniz ancak ittifak ortağı olduğunuz partinin mensupları tarafından kandırılıp, terör örgütüne teslim edilen evlatları için yüreği yanan annelerin karşısına dikilip de aynı yüzsüzlüğü sergileyemezsiniz. Çünkü bu, siyaset üstü bir meseledir. Çünkü bu, öyle rol yaparak değil ancak ve ancak gönülden, kalpten, yürekten gelen üzüntü beyanı ve destek ifadesi gerektiren bir durumdur.

Her işin riyakarlığı olur ancak bunun olmaz. Evlat hasretiyle yüreği yanan anneye, babaya, kardeşe riyakarlık olmaz. Önce kendisine tanınan tüm fırsatlara, açılan tüm kredilere rağmen terör örgütü ile arasına mesafe koymayı başaramayan veya bunu istemeyen parti konusunda mertçe bir tutum ortaya koyacaksınız. Şimdi ben ana muhalefete soruyorum, siz bu partinin yanında mısınız, karşısında mısınız? Bunu açıkça söyleyeceksiniz. Ankara'dan İstanbul'a omuz omuza, dirsek dirseğe yürüyüş yapacaksın, terör örgütünün mensuplarıyla beraber yürüyeceksin, ondan sonra da 'Bizim onlarla bir ilgimiz, alakamız yok' diyeceksin. Kimi aldatıyorsunuz, kimi kandırmaya çalışıyorsunuz? Bu millet bunları yutmaz. Ondan sonra utanmadan, sıkılmadan Diyarbakır annelerine, şehit ailelerine, gazilere gideceksiniz. Aksi takdirde işte Diyarbakır'da olduğu gibi yüzünüzdeki sahte demokrat maskesini hemen indiriverirler.

"Onlar sadece kendi ideolojik hesaplarının peşinden koşuyor"

Şu anda ana muhalefetin teşkilatlarında şiddet var mı, tecavüz var mı, taciz var mı? Ne ararsan bulunur, derde devadan gayrı. Ana muhalefet partisinin hali bu. Bunlar, tacizi ve tecavüzü yapan kendi mahallelerinden biri ise hemen, affedersiniz, 'yollu' diye önce kadını yaftalamaktan çekinmezler. Bunlar, taciz eden, şiddete başvuran, hırsızlık yapan kendi partilerinden biri ise hemen sahte komisyonlar kurup, faili temize çıkarmakta pek mahirdirler. Bunlar, şiddete ve tacize uğrayan kim olursa olsun faili kendi meşreplerinden biriyse görmezden gelme, hadisenin üstünü kapatma konusunda birbirleriyle yarışırlar. Bunlar, baskıya uğrayan kadının önce başına, sonra duruşuna bakarlar ona göre konuşurlar veya susarlar. Bunlar, kadın cinayetlerinde bile failin veya maktulün kimliğine göre pozisyon alırlar.

Biz önce insan diyoruz, onlar sadece kendi ideolojik hesaplarının peşinden koşuyor. Biz herkes için hak ve özgürlük diyoruz onlar sadece kendi fikirlerinin, hayat tarzlarının özgürlüğünü istiyor. Biz büyük ve güçlü Türkiye'nin inşası diyoruz, onlar her şeyi yeniden 20-25 yıl öncesine döndürmeyi vadediyor. Biz yeni ve sivil bir anayasa yapalım diyoruz, onlar darbe anayasasından bahsediyor. Biz, salgınla mücadeleyi kazanıp, fırsatları değerlendirelim diyoruz, onlar Türkiye'yi dünyaya şikayet etmekle meşguller.

Kılıçdaroğlu'nun aşı açıklamasına tepki gösterdi

(Kılıçdaroğlu'nun aşı açıklaması) Ey ana muhalefet partisinin başındaki adamcağız; sen ne zamandan beri şu anda devletin aşıları parayla sattığını söylüyorsun? Bu ne utanmazlıktır, ne vurdumduymazlıktır.

Dünya şu anda aşı arıyor aşı, bulamıyor. Biz aldığımız aşıları süratle belli kategorilerde hemen sahiplerine ulaştırmaya çalışıyoruz. Önce ne dedi? 'Ben vatandaş Kemal'im, sıram ne zaman gelirse, o zaman aşımı yaptıracağım.' Niye gittin yaptırdın? Yahu zaten her şeyde böylesin. Şimdi yeni bir şey daha söylemiş, biz hiçbir eve kahveye, çaya gitmezmişiz. Sen bizden alıştın bu işlere, dur bakalım. Biz vatandaşımızla doğduk, vatandaşımızla büyüdük, vatandaşımızla bu yolda yürüyoruz Bay Kemal. Biz demokraside ve ekonomide reformla ilerleyelim diyoruz, onların gönlünde hala ne var biliyor musunuz? Tek parti özlemi var. Geç o işi, geç. Ne tek partisi? Geçti o işler. Biz demokrasi diyoruz, bunlar tek parti özlemi diyor. Türkiye böyle bir muhalefet anlayışını hak etmiyor. İşte bunun için diyoruz ki 2023 yerli ve milli bir anlayışla ülkesine ve milletine hizmet ederek iktidara gelebileceği gerçeğini idrak etmiş bir muhalefetin doğuşunun da müjdecisi olacaktır. Onun için bu kongre, kadın kollarımız olarak çok çok önemli. 2023'ün inşallah en önemli 3 ayağından bir tanesi ana kademe, kadın kolları ve gençlik kolları.

Bunların derdi halkıyla, şehriyle, emanetle kesinlikle dertlenmek değil. 15 Temmuz gecesi meydanlarda kurduğumuz, 2017 yılındaki halk oylamasıyla fiilen hayata geçirdiğimiz Cumhur İttifakı olarak ülkemizi büyütmeye, güçlendirmeye, kalkındırmaya devam edeceğiz. Elbette her seçim önemlidir ama geldiğimiz noktada 2023 seçimleri Türkiye için tam bir kader seçimine dönüşmüştür. Cumhur İttifakı olarak el ele, omuz omuza vereceğiz ve 81 vilayetimizde Cumhur İttifakı olarak inşallah ülkemizin bütününde bir taçlandırma harekatı sürdüreceğiz. Her günümüzü seçim arifesi kabul ederek 2023 Haziranı'na kadar kesintisiz çalışacağız. Kadınlarımızın el attığı, sahiplendiği, önüne kattığı her iş gibi bu süreci de zafere sizler taşıyacaksınız. Bu yürek, bizde bu inanç ve cesaret oldukça yorulmayacağız ve durmayacağız. AK Parti Kadın Kolları, yürüteceği çalışmalarla sadece ülkemiz değil tüm dünya siyaset literatürüne adını altın harflerle yazdıracaktır.

Hep beraber el ele, dayanışma halinde ve mümkün olduğunca listeye parlamentodan üye koymamaya gayret ettik. Şundan dolayı, istedik ki parlamento daha çok parlamentoya yoğunlaşsın. Sembolik birkaç arkadaşımızı aldık. Kadın Kolları'nda da Gençlik Kolları'nda da tüm Türkiye'yi dolaşacak bir ekip oluşturalım istedik. Partimizi 2023 seçimlerine taşıyacak tüm kadroları belirlemiş olacağız.

Anahtar Kelimeler:
Recep Tayyip Erdoğan
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.