Türkiye’den S-400 ve F-35 açıklaması

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, S-400 ve F-35 ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Hulusi Akar, ‘Bu konuda niyetimizin yalnızca 83 milyon Türk vatandaşına ve ülkemize, hava ve füze savunması sağlamak olduğunu belirtmek istiyorum’ dedi.

23 Kasım 2020 Pazartesi 12:30
Türkiye’den S-400 ve F-35 açıklaması

Forumda soruları cevaplayan Bakan Hulusi Akar, moderatörün, "Yeni gelen ABD yönetimi ile Türk ve Amerikan ilişkilerinin gelişimi hakkında ne düşünüyorsunuz?" sorusuna, "Türkiye ve ABD, köklü ve stratejik öneme sahip ilişkiler içerisinde, 70 yıla yakın bir süredir de iki ülke birbiri için değişmez birer müttefiktir" cevabını verdi.

İnternet ortamında gerçekleşen forumda konuşan Bakan Akar, açıklamasının devamında "İlişkilerimizde inişler ve çıkışlar olmasına ve hatta bazen çok net fikir ayrılıkları içerisine düşmemize rağmen, unutmayalım ki uzun zamandır bir iş birliğimiz ve diyalog aracılığıyla sorunların üstünden gelebilme yetimiz var. Kore, Somali, Balkanlar, Afganistan ve dünya genelinde farklı coğrafyalar da dahil olmak üzere hepsinde yakın bir şekilde, omuz omuza çalıştık. Bugün de aynı şekilde çalışmaya devam ediyoruz. Aslında, Türkiye'nin birçok konuda kararlı duruşu düşmanları ve teröristleri caydırma konusunda oldukça faydalı olmuştur. Ortak ve yoğun gündemimizdeki güncel başarılı iş birliği faaliyetlerimizin çoğu, içine düştüğümüz ihtilafların öne çıkarılmasından dolayı fark edilmiyor. Misal, bir süredir Avrupa ve Karadeniz'de ABD'ye ait olan Bombardıman Görev Gücü tarafından yürütülen görevleri düzenli olarak destekliyoruz. İnanıyoruz ki küresel ve bölgesel seviyedeki mevcut sorunların üstesinden gelinebilmesi için transatlantik bağlarla birlikte ikili ilişkilerimizin de güçlendirilmesi ve daha ileriye götürülmesi gerekmektedir. Yeni ABD yönetimindeki meslektaşlarımız ile de yakından çalışmayı diliyoruz.

F-35 ve S-400 açıklaması

Bilinen bazı sorunların Türk-Amerikan ilişkilerine gölge düşürdüğü de aşikardır. Örnek verecek olursak, S-400 tedariki büyük bir sorun teşkil etmiştir. Bu konuda niyetimizin yalnızca 83 milyon Türk vatandaşına ve ülkemize, hava ve füze savunması sağlamak olduğunu belirtmek istiyorum. Bu safhaya uzun, açık ve şeffaf bir tedarik sürecinden sonra geldik. Başka ne yapmamız beklenmiştir? Ek olarak, F-35 teknolojisinin güvenliği Amerika Birleşik Devletleri için olduğu kadar Türkiye için de kesinlikle önem arz etmektedir. Biliyoruz ki ABD bu konu ile ilgili endişelere sahip ancak biz bu endişeleri gidermek için hala istekliyiz. Her ne olursa olsun, 70 senelik iki müttefik arasındaki anlaşmazlıkları ele alırken uygun olmayan bu tehditkar dilden ve yaptırım söylemlerinden kaçınmalıyız. Bu engelleri ortadan kaldırmanın bir yolunu bulur bulmaz, yeni küresel paradigmadan kaynaklanan yaygın riskler ve fırsatlar hakkında konuşmaya odaklanabiliriz.

Bazen bir konuyu ele alma şekli gerçeklerin üzerini örtebilir ve sonuç olarak da yanlış anlaşılmalara sebep olabilir. Transatlantik bölge de dahil olmak üzere Türkiye geniş bir alanda oldukça elzem bir rol almaktadır. Küresel bir güç olan ABD'nin ve bölgesel bir güç olan Türkiye'nin birbirlerini tamamlamaya devam edeceğine inanıyorum. Sonuç olarak, ortak değerlerimize ve uzun süreli ortak ilgilerimize dayanan ittifak bağlarımızın, barış ve güvenliğe önemli katkılarda bulunmaya devam edeceğine inanıyorum" ifadelerini kaydetti.

NATO açıklaması

"NATO'nun önemi açısından Türkiye'nin bakış açısını nasıl etkilemiştir?" sorusuna Akar'ın cevabı, "Tarihteki en başarılı ittifak olan NATO'nun hiç olmadığı kadar aktif ve canlı olduğuna bütün kalbimizle inanıyoruz. NATO başarılı bir şekilde çeşitli tehditlere karşı durmaya ve aynı zamanda onları şekillendirmeye devam ediyor. Türkiye 70 yıla yakın NATO üyesi bir ülke olarak, Türkiye Avrupa-Atlantik güvenliğine asli katkılarda bulunmuştur. İttifak, savunma ve güvenlik politikamızın yapıtaşını oluşturmaktadır. Türkiye, NATO'nun görevlerine ve operasyonlarına askeri birlik katkısında bulunan ilk beş, aynı zamanda da finansal destekte bulunan ilk sekiz ülkenin içindedir. 30 ülkeden oluşan ittifakta farklı görüş ve yaklaşımların olması ise oldukça normaldir. NATO'nun gücü, ittifakın iyiliği için farklılıkların üstesinden gelme yetisinde yatmaktadır. Türkiye ise ittifakın bütün değerlerini ve sorumluluklarını paylaşarak, operasyon ve tatbikatlarda bütün yükümlülüklerini yerine getirerek NATO'nun merkezinde yer almaktadır. Takdir edersiniz ki bu oldukça büyük bir sorumluluktur. Her şeyden önemlisi Türkiye'nin önceliği, ittifakın müttefikleri ile dayanışma ve iş birliği içerisinde olarak bütün sorunlara karşı çözüm üretmektir. Bu kapsamda; müttefik ülkelerden karşılıklı dayanışma, iş birliği ve anlayış bekliyoruz" oldu.

DEAŞ açıklaması

Moderatörün, Türkiye'nin terör örgütleri ile yaptığı mücadelede gelinen noktayı sorması üzerine Bakan Akar, "Mevcut güvenlik ortamı hiç olmadığı kadar hareketli ve tahmin edilemez bir durumdadır. Özellikle, terör örgütlerinin iktidar boşluğundan ve kargaşadan yararlanmaya devam edebileceğine yönelik endişelerimiz var. Şu an, Gülenci terör örgütü olan FETÖ'ye ek olarak, DEAŞ ve PKK olarak da bilinen YPG'ye karşı devamlı bir mücadele içerisindeyiz. PKK, 40 bin insanın ölümünden sorumlu olan bölücü bir terör örgütüdür. PKK, terör örgütü listelerinin hepsinde vardır. YPG, PKK'nın Suriye koludur. Bu en önemli konudur. YPG eşittir PKK, her türlü kötü ve baskıcı eylemde bulunmuştur. Bu eylemler sonucunda yaklaşık 400 bin Kürt Türkiye'ye, 350 bin kişi ise Irak'a kaçmıştır ve 1,5 milyon Kürt kendi ülkesi içinde yerlerinden edilmiştir. Maalesef, bazıları bu terör grubunu 'Kürtler' olarak adlandırıyor. Bu oldukça yanlıştır. Aslında YPG, en büyük zulmü Kürtlere yapmaktadır. Bu terör örgütünü Kürtlerle ilişkilendirmek de Kürt halkına yapılan en büyük hakarettir. DEAŞ'ın Müslümanları temsil etmediği gibi PKK/YPG de Kürtleri temsil etmemektedir" cevabını verdi. Akar cevabının devamında şunları dile getirdi:

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.